Zorunda mıyım?
Bu soruyu kendinize sorarak başlamanızı rica edeceğim. Bir sefer de değil, tam odaklanarak birkaç kez sorun lütfen. Önüne ardına başka bir kelime eklemeden bu haliyle sorun.
Zorunda mısınız?
Muhakkak zorunda olduğunuzu hissettiren ve içinde kendiniz gibi davranamadığınız anların ya da ilişkilerin görüntüsü gelecek gözünüzün önüne. İlk belirenler de en zorlandıklarınız olacak. Tutun onları. Sizi rahatsız hissettirdiğini göre göre tutun (Aşırı panik ya da yüksek kaygı hissi geliyorsa yapmayın tabi ki). Nefesinize odaklanarak gelen her ne varsa onu sadece gözlemleyin. Alışkın olmadığınız bir deneyim olsa bile bu sefer farklı davranın ve orada nefesin ipinden tutarak kalın lütfen.
Gördünüz mü zorunda hissetme halini yüklediğiniz şeyleri. Ve onlara baktıkça omuzlarınızı nasıl sıkıştırdığınızı, nefesinizin ritmini takip etmenin zorlaştığını fark ettiniz mi? Umarım zihniniz sizi alıp başka karanlık dehlizlere götürmeden sadece orada kalabilmişsinizdir, bunu kalpten diliyorum. Çünkü görmüş olduğunuz durumların ya da kişilerin yarattığı duygular ziyadesiyle önemli.
Zorunda olduğunuz için yaptığınız şeyler aslında anahtarın kapıyı açtığı yerler. Hatta arttırıyorum: O yerler sizi, size götürecek yerler. Bana bu kadar sıkışık hissettiren, nefes alırken bile beni zorlayan şeylerin bana nasıl bir katkısı olabilir dediğinizi duyar gibiyim. Tam olarak böyle hissettiren şeylere ışık yakıp baktığımızda değişim için adım atmış oluyoruz. Konfor alanında bulunmak ve hiçbir sıkışıklık içine girmeden yaşamak pek canlı kanlı bir yaşam hali olmuyor. Daha çok asgari düzeyde hayatımıza devam etmiş oluyoruz.
Sizi (mümkün olduğu kadarıyla) zorunda hissettiğiniz şeylere farklı bir açı ile bakmaya davet ediyorum. Soruyu kendinize sorduğunuzda beliren şeyler içinden en kasvetli olanı seçmeyin ki üzerinde tasavvur etmek bir nebze kolay olsun.
Bakmaktan korktuğumuz yerler genellikle bizim için inci mercan saklayan yerler oluyor. ‘Şunu yapmak zorundayım, bu işe gitmek zorundayım.’ cümlelerini otomatik bir halde ve şikâyet bilinciyle söyledikçe durumun zorluğunu zihinde pekiştirmiş oluyorsunuz ve kötü haber şu ki bunun hiç kimseye hiçbir faydası yok. Bilakis depresif, yorgun ve kaygılı hissettiğiniz o zorundalık hali siz onu görün ve farkına varın diye orada. Onunla bir bebekle ilgilenir gibi ilgilenmeye başladığınızda size dair şeyleri birbiri ardına sıralayacak. Belki işinize yaklaşımınızı değiştirmenizi söyleyecek, belki çok baskı altında hissettiren patronunuzun hayatınızda aslında neyin karşılığı olduğunu gösterecek, belki senelerdir atmadığınız adımları atmanız için sizi harekete geçirecek, belki küçük şeyleri çok büyütüp kendinize kolay olanı bile zorlaştırdığınızı anlatacak, belki de bunlardan çok başka bir şeyi göreceksiniz. Muhakkak bir şeyleri değiştirmeniz için sizi sarsacak ve zaten o zaman sizin için eski zorluğu olmayacak.
Kendi yolculuğumda zorunda hissettiğim şeylere, onları nasıl farklı bir yere taşıyabilirim diye baktığımda orada aslında başlamayı çok istediğim şeylerin tohumlarını gördüm hep. Beni zorlayan kişilerle çalıştığımda onların aslında bana aynaladıkları bir şeyler olduğunu fark ettim. Sabah erken kalkmaya başlamak ve alışmak, küçük zamanlarda içtiğim kahveden muazzam zevk almak, zamanın kıymetini fark etmek, bazı beklentilerin bana ait olmadığını idrak etmek, aslında yeterli olduğumu görebilmek…
Yapmaya niyet ettiğim fakat bir sebeple ertelediğim şeylerin büyük çoğunluğu zorundalık hallerinin, sıkışık hissettiğim durumların içinde gelişip büyüdü. Bunu fark edince şikâyet etme hali de eriyip kayboldu.
Yakın bir arkadaşım Alzheimer olan ve bedensel olarak da zorluk yaşayan annesine bakmaya başlamıştı seneler önce. Bu sürecin ilk zamanlarında, baskı altında hissettiğini ve artık kendi hayatının olamayacağını düşündüğünü söylemişti. Bir zaman sonra onu görmeye gittiğimde farklı bir insanla karşılaşmış gibi oldum. Üstelik yol boyu kendi içimde ona söylenecek teselli cümleleri kurmuştum tonlarca. Fakat oradan çıkarken ben başka bir ruh haliyle ayrıldım :) Senelerdir evde vakit geçirip yapmak istediği ne varsa onlar için çokça vakti olduğunu, bol bol okuduğunu hatta yazmaya başladığını, bir sürü yeni yeteneğini fark ettiğini söylerken yüzündeki ışıltıyı görmenizi isterdim. Arkadaşım süreci başka bir hayat da mümkün deyip nefes alacağı bir bahçeye dönüştürmüştü. Onun hayatındaki gibi şüphesiz herkese bir hediye ile gelecek ‘zorundalık’ hali olarak beliren şeyler.
Şimdi mümkünse bir güzel nefes alın ve o zorlayan duruma ya da kişiye samimiyetle yakından bakın. Belki de bunca zamandır yapmak isteyip ertelediğiniz niyetlerin orada tohumları vardır.