‘Sen yola çık, yol sana görünür!’
Mevlâna Celaleddin Rumi
Korkularına rağmen yola çıkmak.
İçinden yükselen negatif seslere rağmen harekete geçmek.
Halis bir niyetle ve ilk darbede vazgeçmeden yolda olmak.
Masal kahramanlarının yolculuğunu bilirsiniz. Ejderhalarla, devlerle, cadılarla, kurtlarla karşılaşırlar. Bir niyetin aşkıyla yola çıkarlar ama bir zaman sonra asıl olan başka bir şeye dönüşür: Kendine doğru yol almaya. Verdiğin kararlarla, seçtiğin yol ayrımlarıyla, yolda olma haline inanıp güvenerek vazgeçmediğin anlarla aslında niyetinden önce kendi otantik haline yol alırsın. Niyetine ulaşmak bu yolun çok küçük bir armağanıdır. Sen kendine yürüdüğünün farkındaysan tabi.
Yoga matıyla buluştuğumuz anlarda hep kahramanın yolculuğunu hatırlarım ve yol arkadaşlarıma da hatırlatırım. Herkes kendi hayat serüveninin kahramanıdır. Yan matındaki arkadaşının yolu ile senin yolun asla aynı değildir. Dolayısıyla kıyas ya da iyi-kötü gibi kavramlar bu alanda hükümsüzdür. Matla buluştuğun anda gündelik hayatın içinde yapamadığın şeyi yapıp zihnini ve kalbini eş zamanlı özüne çevirebiliyorsan yola çıktın demektir. Günümüz yogasının bir saate sığdırılan pratiğinde deneyimlemek istediğimiz yegâne şey olabildiğince budur esasında. Tüm yoga felsefesi kişiyi öz ile buluşturmak için yanıp tutuşur. Çünkü çerağ burada yanmaya başlar, kıvılcım da kaynak da pınar da buradadır. Bu buluşma gerçekleşmeden iç alemdeki başka mevzuları gün yüzüne çıkartmak uçucu bir heves olacaktır.
O sebeple halis bir soru ile yoklamak elzemdir iç alemi. Yola çıkmaya niyetli misin? Gölgelerinle, ejderhalarınla, korkularınla karşılaşmaya ve otantik haline yaklaşmaya niyetli misin? Burada konuyu yoga deneyimi özelinde irdeliyorsak da aslında seçtiğiniz düstur ne ise onun için de yola çıkma haline bakmak kıymetlidir. Gördüğünüz her ne olursa olsun bakmaya başladığınız anda da yola çıktınız demektir. Sonrası Hz.Pir Mevlana’nın da dediği gibi yolda elbet görünür olacaktır.
Çıkabildiğimiz her yola şükranla…